Politika

Türkiye Kürt trenini kaçırdı


AKP’nin Kürt politikasını değerlendiren HDP’li Fırat, ‘Türkiye’nin bölge politikasından sonuç alması mümkün değil çünkü Kürt trenini kaçırdı’ dedi. AKP kongresinde demokratikleşme beklemeyen Fırat, çözümsüzlük politikalarının derinleşeceğini söyledi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, ABD ziyaretine ilişkin tartışmalar sürerken, gözler AKP’nin hafta sonu yapacağı kongreye çevrildi. Son gelişmeleri değerlendiren AKP eski Genel Başkan Yardımcısı, HDP Mersin Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat, Erdoğan’ın ziyareti için, “Nokta değil, virgül de değil bana göre noktalı virgül hatta uzatmalı virgül” tanımlaması yaptı. Fırat, görüşmenin kısa sürmesini de, “Daha önce Trump ile görüşen diğer devlet başkanlarının yaptığı görüşmeler daha uzun sürdü, 40 dakika, hatta iki saate kadar süren görüşmeler oldu” örneklerini hatırlatarak yorumladı.

Ziyareti değerlendiren Fırat, “ABD’nin Suriye politikasında değişiklik beklemek fazla iyimserlik olur. Trump davranışları ile bunu gösterdi. Silah göndermesi konusundaki tutumu ki bu konuda Rusya’nın da bir tutumu var. İki süper gücün Suriye politikasında, Türkiye politikasının aktif bir rol almasına karşı oldukları kanısındayım. Çünkü bana göre treni kaçırdı. Kürt trenini kaçırdı. Türkiye rejim karşıtı organizasyonların yapısına bakmadan terör örgütleri olmasına rağmen sadece Suriye içişlerini bozacak şekilde yardım etmiş olması, ABD ve Rusya’yı Türkiye’ye karşı tavır almaya ve Türkiye’yi Suriye masasında oyun dışı bırakma noktasına getirmiştir” diye konuştu.

Çözüme yönelik adım atmayacaklar

Yaklaşan AKP kongresine de değinen Fırat, bu kongreden olumlu yönde bir değişim beklentisinin olmadığının altını çizdi. Fırat, MKYK ve MYK’nın önemli değişiklikler yapılabileceğinin, ancak çözüme yönelik adım atılmayacağını vurgulayarak, şunları dile getirdi: “O yapılanma çok önemli, yapılacak olan değişiklik bundan sonra nasıl bir politika izleneceğinin de işaretlerini verecek. Türkiye’nin son referandumda başarısız olması, başarısız diyorum çünkü AKP oyları yüzde 50’yi geçmeye yetmemiştir. MHP oyları ile o geçişi sağlayabildi, bir seçimde AKP’nin tek başına yüzde 50’nin altında kalmıştır. Kürdistan’daki seçime doğrudan doğruya devlet taraf olmuştur, Valisi, kaymakamı, emniyet müdürü devreye girmiştir ve 500 bin oy kayması sağlanmıştır.

Bunları AKP değerlendirirse, başarısız bir referandum geçirildiğini görecek. Erdoğan bunun müsebbibi olarak da mevcut yönetimi görecek. Ben MYK ve MKYK’da köklü bir değişim bekliyorum. Bu aynı Bakanlar Kurulu’nu da etkileyecektir. Bakanlar Kurulunda da köklü bir değişim olacaktır. Bunun çözüme dönük olacağı kanısında değilim. Çünkü yanlış olmasına rağmen şu kanıya varmışlar. Şiddet politikası ile Kürtler üzerinde etki yapabilecekleri ve bunun sonucunda kazanım elde ettiklerini düşünüyorlar.”

‘Türkiye çırpınıyor’

“Bu nereye kadar sürer” sorusuna Fırat, “Bunu sürdürmeleri mümkün değil, zaten şuanda da sürdüremiyorlar. Bunu ekonomide, dış politikada, iç siyasette görmek mümkün. Türkiye şuanda bir çıkmazın içerisinde çırpınıyor. Bunun bir tek yolu var, hakikatten köklü bir değişim yapıp 2002 ayarlarına dönmesi gerekiyor. Bunu yapar mı yapmaz mı, kongrede göreceğiz. Kongrenin sonucunda daha net bir söyleme varmak mümkün” dedi.

‘Muhatap belli’

Fırat, Kürt sorununda; “Amerika’yı yeniden keşfeder” gibi yürütülen muhataplık arayışlarına tepki göstererek, “Aslında muhatap belli ve kim olduğu da biliniyor. Ancak AKP’nin bu muhatabı kabul etmeleri mümkün değil. Her şeyden önce MHP ile olan birliktelik ve MHP tabanının AKP’ye kaydırılması operasyonunu sağlayabilmek için sorunun muhatabı ile muhatap olmak yerine sanal, ki işte bazen bölgeden hiç ilgisi olmayan, toplumda ağırlığı ve karşılığı olan aşiret reisleri davet edilerek, ilgisiz kişiler çağrılıyor, sanal muhatap denilen kişiler bunlar olacaktır” diye konuştu.

Havuz medyasının ‘şeyhleri’

Fırat, aylardır kendisinden haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile Selahattin Demirtaş adına “iktidara yakın kimi isimlerin” yazdığı yazılara da dikkat çekerek, şöyle dedi: “Havuz medyasının yazarları, yazar olmanın ötesinde şeyhlik iddiasındalar. Kendi hayallerindekileri gerçekmiş gibi yansıtıyorlar. Abdulkadir Selvi’nın yaptığı böyle bir şey. Medya öyle bir hale geldi ki, Nazi Almanyası’nın Gobbels’i gibi propaganda aracı olarak kullanılıyor ve yazarlar tek bir merkezden yönlendiriliyor. Sayın Demirtaş’ın ağzından da bazı şeyler yayınlandı sonra bunlar yalanlandı. Bunlar sadece halkı aldatmaya ve yönlendirmeye yönelik propaganda söylemlerinden başka bir şey değildir.”

Kenan Kırkaya/Ankara-dihaber